Beijing 2008 playstation 3

fileashx Pekin’de yapılacak olimpiyatlar yaklaşması nedeniyle oyun sektörü iyi hızlandı ! Sega’nın piyasaya sürdüğü oyun olimpiyat ruhunu  yeniden yaşatmayı amaçlıyor.

Online oynanabilirlik sayesinde dünyanın farklı yerlerinden oyuncularla en önemli spor oyununda yarışma imkanı sunuyor.  Daha önceki olimpiyat oyunlarında görülmemiş oyun modları ile birlikte spor oyunları için yeni kriterler getiriyor. Resmi olimpiyat oyunu alanlarında, Pekin National Stadium ve National Aquatics Center’da yerinizi alın ve 35’den fazla spor dalında yarışma imkanı sağlıyor.

Starcraft 2′de Savaş Zamanı

” Starcraft 2′de Savaş Zamanı “

Starcaft belirsiz tarihtede olsa 2009 çıkacağı öğrenildi !

Blizzard’ın şu an için alfa aşamasında olduğunu söylediği Starcraft 2 oyunu, yıllardır oynanan Starcarft’ın ortadan kaldırmaya geliyor. Ünite dengelemeleri üzerine çalışan Blizzard, yeni bir oyun videosu yayınlayarak oyuncuların heyecanını körüklemeyi hedefliyor. 21 dakikalık videoda küçük denilebilecek bir haritada Protoss ve Terran kapışmasını izliyebiliyorsunuz. Özellikle ilk yer birliklerinin güçlerini az çok anlayabileceğiniz karşılaşmada İngilizce yorumlar da bulunmaktadır.

images

PES mi? FİFA 09 mu?

Şimdi diyeceksiniz ki PES’e karşın Fifa neler yapmış. Fifa serisi kendisini git gide daha da geliştirmeye başladığından dolayı bu tür soruların akıllara gelmesi de gayet normal olarak karşılanabilir. Fifa ile PES rekabeti de bundan nasibini almış. PES severler artık Fifa 09 ile karşılaştıklarında bu kez şaşıracaklar. Son versiyonlar ile iddalı bir şekilde geldiğini gösteren Fifa bu kez PES’i geçmiş diyebiliriz. 2009’da çıkacak olan yeni Fifa oyunu ile bu iddalarını gösteriyorlar.
Oyunun açılış kısmından biraz bahsedecek olursak eğer, oyunculuk tarihinde bu kadar çok menüde vakit harcadığımı hatırlamıyorum. Fifa 09 oyuna başlarken seçeceğimiz oyuncu ile seçili bir şekilde başlıyor. Kaleci ile birebir antrenman yapabiliyorsunuz ve eğlenceli olması yanında ayrıca da oyuna alışmamızı sağlıyor. Güzel hareketler deneyebilir ve hangi şutu nerden çekebileceğinizi kavrayabilirsiniz. Menü seçeneklerini de yön tuşları ile kolayca seçebilirsiniz. Önceki oyunlarda olmayan bölüm ise Adidas: Live Season bölümüdür. Burada sunulan altı ligden bir tanesini ücretsiz olarak seçip başlayabiliyoruz. Diğer ligleri seçmek için ise ücret istiyor. Ligin diğer liglerden farkı ise haftalık olarak oyuncu performanslarının gerçek hayata aktarılmasıdır. Gerçek hayatta ne kadar iyi performans yakalarsa eğer oyuncunun bu performansı da oyuna aktarılıyor.
Yine Fifa 09’da kariyer moduda bulunuyor. Bu bölüm önceki Fifa serilerinde de bulunuyor. Kendinize göre istediğiniz bir takımı seçin ve daha sonra transferlerinizi yapabilir ya da reklam sözleşmesi imzalayabilirsiniz. Burada büyük takımları seçip başlayabilirsiniz ancak başarınız göre size diğer takımlardan da teklifler gelebiliyor. Tüm takımların lisanslı olması da diğer bir keyif.
Eski Fifa grafikleri de önceki oyunlarında pek öne çıkmıyordu; fakat Pes grafiklerinin bir üstünlüğü vardı. Orta derecede ki sistemlerde oynanabilen Fifa artık burada alışılagelmiş olan kalıplarına sığmıyor. En yüksek seviyede grafiklerde Fifa oynamak isterseniz eğer güzel bir sisteme ihtiyacınız olacak. Grafikler gerçekten iyi hazırlanmış. Stad görünümü, oyuncu modelleri, forma ve çimler hepsi değiştirilmiş. Eskisi gibi betona benzeyen çimler gitmiş yerine ise oyuncuların koşarken toprak kaldırdığı çimler gelmiş. Oyuncuların yüzleri daha gerçekçi hazırlanmış. Yine oyuncuların terlerine kadar görebilmemiz mümkün kılınmış. Oyuncular güçlerine göre ayrılmış. Bunu ikili mücadelelerde fark edebiliyorsunuz. Şut yapısı ise daha gerçekçi bir biçimde hazırlanmış. Uzaklardan çekilen şutlar ile gol atabiliyorsunuz. Bu kadar özellik olsa da sizlere PES kadar yeterli gelmeyebilir.
Diğer bölümlerde ise Bea Pro ve menajerlik kısımları bulunuyor. Menajerlik kısmında ise seçmiş olduğumuz takımı ince bir şekilde müdahale edebiliyoruz. Transfer, sponsor seçme, bütçe ayarları gibi ilgilenmemiz gereken unsurlar da yer alıyor. Bea Pro da ise seçilen bir oyuncuyu tüm maçlarda kontrol edebiliyoruz. Bu oyuncunun yapmış olduğu olumlu ya da olumsuz hareketleri maç kontrol ile kontrol edebiliyoruz. Topa kayma, şut yada pas yüzdesi gibi performansları artıp ya da azalabiliyor. Bea Pro seçeneği ile de sezon olarak oyunu oynayabilirsiniz.
Bir tane oyunucyu kontrol ederken de en fazla zevki Pro kamerasından alabilirsiniz. Bu kamera ayarlı iken oyunun açılış kısmında olduğu gibi oyuncuyu arka kısmında ki kameradan da görebilirsiniz. Eğer bunu istmezseniz kendinize göre kameraları ayarlayabilirsiniz.
Oyunun içeriğinde bulunan tüm takım ve oyuncular lisanslı olarak yer almaktadır. Oyunda bu kez topun asla balon gibi olmadığını göreceksiniz. Kendi takımınızı seçtikden sonra kadro ile taktik ekranı geliyor. Daha detaylı bir taktik ekranı göreceksiniz. Kanatları kullanma, hücümda pas verme ve savunma gibi özellikleri en ince detaylarına kadar istediğiniz gibi düzenleyebilir ve kendi futbol bilginize göre ayarlayabilirsiniz. Daha sonra kadronuzu belirleyin ve oyuna başlayın.

GTA 4 Oyun İncelenmesi

GTA 4Oyun adresin bu oyun incelemesinde sizlerle Rockstar North ve Rockstar Games firmalarının geliştirdiği aksiyon dolu bir oyun olan “GTA 4” oyununun incelemesini yapacağız. GTA serisinin konusu mafyadır. Oyunda çok iyi bir yapay zeka kullanılmıştır. Örneğin şehirde bazen sis olabiliyor. Araba süren insan sis nedeniyle kaza yapabiliyor. Daha fazla uzatmadan GTA 4 oyununun içeriğine geçelim.

Command & Conquer Red Alert 3 Oyun Tanıtımı

Einstein’ın planları ile birlikte her şey başlıyordu. Yahudi olan Albert Einstein, kendi halkının bu tarzda büyük bir soykırım ile karşı karşıya kalmasına daha fazla dayanamıyordu. Bir taraftan atom bombası ile alakalı çalışırken bir yandan da gizli bir plan üzerinde çalışıyordu. En sonunda buluşunu bitirdi ve tamamlayarak onu kullandı. Zaman makinesini bulmuş ve geçmişe doğru yolculuk etmişti. Sorunsuz bir şekilde geçmişe dönen Einstein önceki zamana geldiğinde genç bir adamın karşısında durduğunu gördü. Elini uzatarak “Her. Hitler” diye seslendi… Ancak tokalaştıklarında Hitler hem mekan hem de zaman açısından devamlılığını yitirmişti. Bu sayede de Hitler’in sebeb olduğu bütün sorunlarda bir anda son bulmuş oldu. Fakat bunlar sadece madalyonun ön yüzü idi. Hitler’den önceki dünyadaki en büyük kuvvetler Sovyetler ile Stalin Birliği idi. Bütün dünyayı ele geçirmek için bir savaş başlatmış idi. Öte yandan da İttifak güçleri onları durdurmaya çalışıyordu. Hitler olmasa dahi savaşın izlediği yol ve seyri değişmeden devam etti. 2. Dünya Savaşı böylece başladı. Bu oyunun adına da Red Alert ismini koyduk. Red Alert 1 olayların sadece iç yüzü ve basit görünse de öyle değildi. Stalin’in saldırıları arkasında gizli bir yardımcısı bulunuyordu. Böylece kendini seneler sonra tekrar gösterecek olan tarihi terörist bir lider olan Kane ile anlaşılacaktı.Stalin’i yönlendirerek savaşı kazanmasını sağlayan Kane sonrasında ise onu da ortadan kaldırdı. Bu sayede ise Nod’un temeli atılmış olundu.
Etkileyici ve güzel konusu ile Red Alert 1 etkileyici olan grafikleri ile RTS çeşidinde yeni bir sayfa açan oyun olarak kendisini gösterdi. Doksanlı yılların en başında bilgisayar oyunu olan herkes bu oyunu en az bir defa denedi. Ancak bu türden bir oyuna çoğu kişi alışık olmadığından dolayı çok az bir kesim bu oyunu bitirdi; fakat bu az kesimin sonraki senelerde ise Westwood ile RTS’in altın çağını yaşamasını beklemekte idi.

Bu oyun sonrasında ise seri iki çeşit senaryo ile yoluna devam etti. İlki Tiberium adında göktaşı ile değişen dünyada ki yaşam mücadelesini anlatıyordu. İkincisi ise Tiberium serisinde planlar yapan terörist başı olan Kane’in bütün dünyayı ele geçirmesi ve yapmış olduğu sahte Mesihlik maceralarından oluşuyor. Karşısında ise GDI’in onu durdurmaya çalıştığını görüyoruz. Bilimkurgu filmi gibi olan Tiberium serisi, Red Alert ile daha çok bu işin eğlence kısmındasınız. Etkin ve uçuk silahlar, güzel kadınlar ve tüm dünyayı ele geçirmeye çalışan liderleri görüyoruz. Red Alert 2 serisi zamanın internet kafelerinde oldukça yayınlaşması ile kolayca daha geniş kesimlere yayılmasına sebeb oldu. Zamanında multi maceralar ile oyuncular oldukça terledi.Öte yandan ise Yuri’nin karizması ve oyundaki her türden saldırı ile oyun severlerin aklında yer etti. Tüm hepsi bitti derken sekiz sene sonra tekrardan pc platformunda kendisini gösteriyor.

Birinci olan Red Alert versiyonunda sadece alternatif bir II. Dünya Savaşı olarak karşımıza sunulmuştu. Sovyetlerin en son dönemleriydi. En son oyunu Tiberium serisine bağladığından dolayı zamanla bir başka alternatif bulma yoluna gidildi. Birinci oyun baz alınarak ikinci versiyonu çıktı. Zor gücünü toparlayan Sovyetletin intikam almak amacı ile çıkartmış olduğu yeni bir dünya savaşı senaryosu vardı. Giriş videosunda ise ABD Başkanı Michael Dugan ile
Alexander Romanov arasında geçen konuşmalara herkes gülmüştür. Diğer yandan Yuri ile Yuri’s Revenge arasında geçen diyaloglar daha da komik.

Red Alert 2 ise yetmişli yıllarda geçiyor ve o zamanki soğuk savaşı anlatıyordu.
Red Alert 3 ise ilk çıktığı zamanda çok beğenildi. Sonradan verilen oyun görüntüleri ve çalışmalar sonucunda herkesin sevinci kursağında kaldı. Women of Red Alert 3 ismi duyulunca da kadın karakterler ile birlikte oyun çekici bir hal aldı. Bu seride göz önünde olan ise savaş makineleri idi. Daha fazla satmak için EA firması kadınsal öğelere ağırlık verdi ve bu karakterleri oyuna sundu. Gerçek zamanlı bir stratejiyi kafasına göre çevirmiş ve önümüze koymuş gibi gelebilir. Oyun eğlenceli sayılsa da ancak pek kaliteli sayılmaz. Daha önce çıkan oyunlara nazaran C&C serisinden fazla bir farkı da yok. Oyunun çizgisi bozulmamış. Oyun hayranları için oynanabilir Red Alert 3.

Counter-Strike Source – How High – Best Clip

Far Cry 2

Biz oyuncuların bazı özel anları vardır. Ve bu anlara özel oyunlar. İşte Far Cry bunlardan bir tanesi. Hayır Türkiye’nin gururu oluşundan bahsetmiyorum. Oynarken bize hissettirdiği o enfes duygulardan, verdiği değişilmez tattan bahsediyorum. Fazlasıyla tatmin edici oynanabilirliği bir yana, Crytek’in bizlere bahşettiği etkileyici ada tasarımlarıyla mükemmel birçok şeyi bir oyunda tadabilmiştik. Ve hala o harika manzaralarla etkileşimi unutamadığınızdan eminim. Ve özlediğinizden de. Sizlere biraz sonra anlatacağım yeni Far Cry oyunu, özlediğimiz manzaraları veremese de, Far Cry’ı ilk oynadığımızda hissettiğiniz heyecanı vermeye çok yakın. Half-Life ve Doom 3 arasında gidip gelen süreçte, karşımıza çıkan, görselleriyle dikkatleri üzerine çeken ardından çıkışıyla birlikte efsaneleşen Far Cry uzun yıllar sonra ekranlarımıza konuk oluyor. Ancak bir takım farklılıklarla. Öncelikle seriyi takip edenlerin bileceği üzere CryTek ve Ubisoft yollarını ayırmışlardı. Bu yüzden yeni Far Cry oyunu Crytek’in hünerli ellerinden uzak. Hatta bu ayrılış oyuncuların arasında Far Cry’ın “üvey evlat” ismini almasına da bizzat sebep olan şey. Oyuncular bu yakıştırmayı yapmışlardı ama unuttukları bir şey vardı, Ubisoft kendini kanıtlamış başarılı bir firma ve yaptıklarıyla her daim güven veriyor. Nerden mi biliyorum? İşte kanıtı…

Afrika güneşinde insan avı

Far Cry 2’yle ilgili teknik detaylara geçmeden önce bir hususa değinmek de fayda var. Yeni oyunun adı Far Cry olmasına rağmen ilk oyunla tek bağlantısı sadece ismi. Yani senaryo bakımından ilk oyunla hiçbir bağlantısı bulunmuyor. Hatırlarsanız ilk oyunda (unutmak ne mümkün!) bir adada geçen olağanüstü olaylar arkasındaki sır perdesini aralamaya çalışıyorduk, hatta en sonunda aralamıştık. Yeni oyunda ise senaryo tamamen farklı. Şöyle ki, Afrika’da kutuplaşmalar olmuş ve neticesinde AFLL ve APR adında iki grup ortaya çıkmış. Bu iki grup ortada karışıklık yarattığı gibi “The Jackal” adındaki bir silah tüccarı bu gruplara silah temin ederek Afrika içerisinde bir iç karışıklık ortaya çıkarıyor. İşte bizim yapmamız gereken bu adamı devre dışı bırakmak. Görüldüğü gibi oyunumuz senaryo bakımından ilk oyunla hiçbir konuda bağdaşmasa da, seçilen konu ilk Far Cry oyunu gibi Amerikanvari olma özelliği taşıyor. Bu tür konular her zaman ilgimi çekse de, pek yaratıcı olmuyor maalesef. Zaten senaryonun ilerleyen bölümleri söylediğimi doğrular nitelikte. Çünkü bir süre sonra Far Cry 2 senaryosu oldukça tekdüze bir hale gelebiliyor. Far Cry 2 açılış ekranında bol aksiyonlu bir videodan sonra menüsüyle karşılaşıyoruz. Oyunumuz menüsü bakımıyla sade gibi gözükse de, defter şeklindeki butonları ve buna hitaben efektleriyle oldukça hoş bir görünüme sahip. Menüde yer alan New Game seçeneğine tıkladıktan sonra bizden bir karakter seçmemiz isteniyor. Oldukça geniş bir seçim sunan karakter seçme ekranında dokuz karakterden herhangi birini seçerek oyuna başlıyoruz. Ayrıca unutmadan şunu da belirtelim; seçtiğiniz karakterin oyunun gidişatına yani senaryoya herhangi bir etkisi bulunmadığı gibi aralarında da önemli farklar yok. O yüzden siması hoşunuza gideni seçerek oyuna başlayabilirsiniz. Far Cry 2’nin en çok merak edilen yönlerinden birinin grafikleri olduğunu bildiğim için sizleri daha fazla bekletmeden ilk olarak grafiklerle ilgili detayları aktarmak istiyorum. Ancak bilgilere geçmeden önce kalıplaşmış bir takım kıyaslamaları hafızanızdan silmenizi tavsiye ederim. Nedir bu kıyaslama? Tabi ki Far Cry 2 ve CrySis Warhead grafikleri arasındaki kıyaslamadan bahsediyorum. Bu kıyaslama masum gibi gözükse de aslında hiç de adil değil. Çünkü Crytek oyunlarda grafiğe vermesi gerekenden fazla değer veriyor ve elindeki teknoloji çok üst sınıflarda ve oyun üreticilerinin tümü bunu kabul etmiş durumda. Bu yüzden Far Cry 2’nin grafiklerini CrySis’le kıyaslamak hata olur. Tam tersine kafanızdakileri silip Far Cry 2 oynamaya başlarsanız Far Cry 2’nin grafiklerine daha çabuk alışırsınız. Alışırsınız diyorum çünkü grafikler ilk oyuna göre çok farklı. Bildiğiniz gibi Far Cry PC’de doğan bir yapım. Ancak Far Cry 2 grafikleri fazlasıyla konsolcu bir bakışla hazırlanmış. Bu yüzden alışmanız biraz zor olacaktır. Hatta açıldığında “doğru oyunumu oynuyorum?” diye de düşünebilirsiniz, anlarım halinizi. Far Cry 2 grafikleri yeni nesilde olması gereken grafik standartlarının çok çok üstünde. Çevredeki tüm nesneler, binalar, barakalar ve araçlardaki tasarımlar fazlasıyla başarılı olduğu gibi çok gerçekçi hazırlanmış. Örneğin oyundaki bir arabanın tasarımı bir FPS oyununda ikinci plana atılması beklenirken tam tersine başarılı bir şekilde hazırlanmış. Dediğim gibi çevredeki binalar ve objelerin tasarımları gayet başarılı. Benim dikkatimi daha çok çeken silah tasarımları oldu ve neredeyse gerçek silahlarla oynadığı düşündüm. Silahların gerek çizilişleri, gerek seçilen renk ve dokular tam kıvamında olmuş. Oynarken bu sebeple ayrı bir tat aldım. Hatta silahlara bakakaldığım ve bu yüzden öldüğüm de oldu. Oyundaki bir diğer grafik başarısı da karakter modellemeleri için geçerli. Karakter tasarımları aynen beklediğim gibi başarılı olmuş. Çevredeki düşmanların suratları birbirini çok az tekrar ettiği gibi yüz tasarımları gayet başarılı. Mesela bizi gördüklerinde telaşa kapılıp, şaşırmış bir yüz ifadesi çıkarıyorlar. Bunun dışında Afrika insanına uygun modellemeler görmek de sevindirici. Gelelim çevredeki bitki örtüsüne. Bildiğiniz gibi Afrika Kıtası bitki örtüsü bakımından pek de zengin sayılmaz. İşte bu yüzden çevredeki tasarım otlar, ağaçlar ve kum tanelerinden ibaret. Bunun sonucu olarak da çevreye fazlasıyla sarı ve kahverengi arasında değişen renkler hakim. Bu zamanla sizin açınızdan sıkıcı olabilir zira sitemiz editörlerinden Onur “holy damien” bundan şikâyetçi durumda. Buradan Onur’a ve siz okurlara sesleniyorum; bu durumu görmezden gelmek zorundayız, çünkü seçilen bölge Afrika ve yapılacak pek fazla bir şey yok. Tam tersine bu noktada bahsedilmesi gereken şey Ubisoft Montreal stüdyolarının Afrika’yı bu kadar iyi bir şekilde oyuna aktarmış olmaları. Gerçekten de, Afrika ortamını bizlere en iyi şekilde sunmuşlar. Ama yine de bir konuda sitem etmek gerekirse, sanırım bu grafiklerin PC’de doğan bir oyuna göre fazlasıyla konsolcu hazırlanması olabilir. Bu benim ciddi anlamda canımı sıksa da, grafiklerin büyüsüne kapılık unuttum bile. Son olarak oyundaki gölgelendirmeler ve ışıklandırmalardan bahsedeyim; oyundaki cisimlerin gölgelendirmesi bilhassa çok başarılı. Bir araçla giderken yolu üstüne bir ağacın ya da objenin gölgesinin düşüşü gayet başarılı. Sonuç itibariyle Far Cry 2 grafikleri özünden kopmuş olsa da, başarılı motoruyla bizlere kendini sevdirmeyi başarıyor. Öte yandan, gerek modellemeler, gerekse Afrika’nın başarılı bir şekilde yansıtılmasıyla Far Cry 2 grafikler konusunda övgüyü hak ediyor.

Sayfalar: Geri 1 2 ...180 181 182 183 184 185 İleri